<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Doğal Hayat &#8211; AV.F.ÖZCAN TOKUŞ</title>
	<atom:link href="https://ozcantokus.com/category/hk/dhayat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ozcantokus.com</link>
	<description>&#34;HUKUK HERKES İÇİNDİR !&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Sep 2025 13:43:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://ozcantokus.com/wp-content/uploads/2025/09/android-icon-36x36-2.png</url>
	<title>Doğal Hayat &#8211; AV.F.ÖZCAN TOKUŞ</title>
	<link>https://ozcantokus.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tüprag, Siyanür ve Üzüm</title>
		<link>https://ozcantokus.com/tuprag-siyanur-ve-uzum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozcantokus]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Aug 2017 06:57:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozcantokus.com/?p=2476</guid>

					<description><![CDATA[Ağustos ve Eylül ayları üzümün yetiştiği, hasat yapılıp kurutulduğu aylardır. Manisa iline bağlı Sarıgöl ilçesinin en önemli geçim kaynağı da yaş ve kurum üzümdür. Geçen hafta bir işim nedeniyle Sarıgöl’e gittiğimde neredeyse her tarafın üzüm bağlarıyla dolu olduğunu gördüm. Ama dikkatimi çeken başka bir görüntü daha vardı. O da, üzüm bağlarındaki üzümlerin çoğunluğunun beyaz bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-2478 alignleft" src="https://ozcantokus.com/wp-content/uploads/2025/09/vuzum.jpg" alt="" width="468" height="365" srcset="https://ozcantokus.com/wp-content/uploads/2025/09/vuzum.jpg 572w, https://ozcantokus.com/wp-content/uploads/2025/09/vuzum-400x312.jpg 400w, https://ozcantokus.com/wp-content/uploads/2025/09/vuzum-250x195.jpg 250w, https://ozcantokus.com/wp-content/uploads/2025/09/vuzum-150x117.jpg 150w" sizes="(max-width: 468px) 100vw, 468px" />Ağustos ve Eylül ayları üzümün yetiştiği, hasat yapılıp kurutulduğu aylardır.<br />
Manisa iline bağlı Sarıgöl ilçesinin en önemli geçim kaynağı da yaş ve kurum üzümdür. Geçen hafta bir işim nedeniyle Sarıgöl’e gittiğimde neredeyse her tarafın üzüm bağlarıyla dolu olduğunu gördüm. Ama dikkatimi çeken başka bir görüntü daha vardı. O da, üzüm bağlarındaki üzümlerin çoğunluğunun beyaz bir örtü ile örtülmüş olduğuydu. Merak edip üzüm üreticilerine sorduğumda aldığım cevap karşısında şoke oldum. Cevabı o kadar olağan ve doğal bir şekilde anlattılar ki şaşırmamak elde değil.<br />
Cevap mı neydi; “Özcan bey bizim buraya yakın altın madeni var. Adı Tüprag, orada altın çıkarırken siyanür kullanıyorlar. O da havaya karışıyor ve yağmur yağarsa üzümü etkiliyor. Üzümlerin üzeri jiletle kesilmiş gibi çiziliyor. Onu da satamıyoruz o yüzden de üzümün üstünü örtüyoruz/’<br />
İnanılacak gibi değildi. Ve bu konuda herhangi bir başvuruları, itirazları, şikâyetleri de yoktu. Ama çaresizlikleri de gözlerinden okunuyordu.<br />
Ama şunu da ilave ettiler “altın madeninden çıkarılan altından ülkemizin elde ettiği gelir Sarıgöl ve çevresine vermiş olduğu zararla kıyaslanamaz. Bu durum ise kimin umurunda ki?&#8221;<br />
İzmir’e döndüğümde hemen konuyu araştırdım ve önüme çıkan gerçek te şuydu;<br />
Ülkemizde altın madeni çıkartıldığı ve bu madenin çıkarılması sırasında havanın, toprağın ve suyun zehirlendiği en azından benim bildiğim bir olgu. Altın madeni çıkarılan bölgelerde yöre halkının ve duyarlı insanların buna tepki gösterdiği, dava açtığı ve bu direnişin devam ettiği ancak, altın madeni çıkaran şirketlerin özellikle yöre halkına iş, yardım, yatırım gibi desteklerine bağlı olarak bu tepkilerin giderek yok olduğu da bilinen başka bir olgu.<br />
Şimdi gelelim maden firmasına;<br />
Altın madenini işleten şirketin adı 1999 yılında kurulmuş olan Ankara merkezli Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi. Eldorado Gold Corporation adlı Kanada şirketinin yan kuruluşu. Bu şirket 2006 yılından bu güne kadar yaklaşık 450 metre derinlikte ve 1000 metre çapında bir alanda 70 bin ton siyanür kullanarak Uşak ilinin Eşme ilçesine yakın Kışladağ’da altın çıkartıyor.<br />
Kışladağ&#8217;ın Sarıgöl ilçesine uzaklığı ise kuş uçuşu 48,5 Km dir.<br />
Sodyum siyanür kullanılmak suretiyle altın çıkarılmasının en önemli karşılığı ise bozulmuş ekosistem, yaşam döngümüze karışan ağır metaller ve atmosfere karışan hidrojen siyanür&#8230;<br />
Kim hangi tahlili yaptırırsa yaptırsın, kim hangi tespit yaparsa yapsın kim altın madeninde olumsuz bir durumun olmadığını açıklarsa açıklasın yaşamın içindeki acı gerçeği değiştiremiyor&#8230;<br />
Ülkemize ekonomik katkısı nedir? Bunu bilmiyorum. Yaşamdan daha değerli olmayacağını biliyorum.. Altın madenine karşı mıyım? Hayır. Yaşama zarar vermeyecek şekilde çıkarılmasından yanayım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevre kirliliği masalı</title>
		<link>https://ozcantokus.com/cevre-kirliligi-masali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozcantokus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2013 07:11:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozcantokus.com/?p=2487</guid>

					<description><![CDATA[Nerdeyse her gün gazete, dergi, radyo veya televizyonlarda deniz, göl ve çevre kirliliği nehirlerin kirlenmesiyle ilgili haberleri okuyoruz. Ve işin enteresan tarafı da bu haberleri okuyup dinlemekten öte başka bir şey yapmıyoruz. Bilim insanları da kirliliğin neden oluştuğu konusunda açıklamalarda bulunuyorlar. Ama o nehirlerden kimyasal, boyalı, deterjanlı v.s. sular akıp durmaya, canlılar ölmeye, doğal denge [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nerdeyse her gün gazete, dergi, radyo veya televizyonlarda deniz, göl ve çevre kirliliği nehirlerin kirlenmesiyle ilgili haberleri okuyoruz. Ve işin enteresan tarafı da<br />
bu haberleri okuyup dinlemekten öte başka bir şey yapmıyoruz.<br />
Bilim insanları da kirliliğin neden oluştuğu konusunda açıklamalarda bulunuyorlar. Ama o nehirlerden kimyasal, boyalı, deterjanlı v.s. sular akıp durmaya, canlılar ölmeye, doğal denge bozulmaya ne yazık ki devam ediyor.<br />
Oysa, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak amacıyla Çevre Kanunu çıkarılmıştır. Kanunda, çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler de belirlenmiştir.<br />
Çevre Kanunu’nda belirlendiği üzere her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.<br />
Üretim, tüketim ve hizmet faaliyetleri sonucunda oluşan atıklarını alıcı ortamlara doğrudan veya dolaylı vermeleri uygun görülmeyen tesis ve işletmeler ile yerleşim birimlerine de, atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak arıtmak ve bertaraf etmekle veya ettirmekle ve öngörülen izinleri alma yükümlülüğü de getirilmiştir.<br />
Çevre Kanunu ve bu kanun uyarınca yayımlanan yönetmeliklere aykırı davrananlara söz konusu aykırı faaliyeti düzeltmek üzere bir defaya mahsus olmak üzere esasları yönetmelikle belirlenen ve bir yılı aşmamak üzere süre verilir ve bu süre sonunda aykırılık düzeltilmez ise faaliyeti kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulur. Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler ise süre verilmeksizin durdurulduğu gibi cezai yaptırım da uygulanır.<br />
Çevre Kanunu’na 2006 yılında geçici 4. Madde eklenmiştir. Bu madde ile de, atıksu arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile, halihazırda faaliyette olup, atık su arıtma tesisini kurmamış organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, bu tesislerin kurulmasına ilişkin iş termin planlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlığa sunmak ve maddede belirtilen sürelerde işletmeye almak zorundadır. Bu süreler bugün için(nüfusu 10.000 ila 2.000 arasında olanlar hariç) çoktan sona ermiş bulunmaktadır.<br />
Çevre Kanunu’nda belirlenmiş hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi de Çevre Ve Şehircilik Bakanlığa verilmiştir. Bakanlık ise gerektiğinde bu yetkiyi il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığına, Karayolları Trafik Kanunu’na göre belirlenen denetleme görevlilerine devretme yetkisine sahip olduğundan bu yetkiyi de devretmiştir. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda yukarıda bahsettiğim denetleme yetkisi devredilmiş ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.<br />
Üstelik, çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludurlar.<br />
Çevre Kanunu’nda belirlenmiş hükümleri ihlal edenlere verilmesi gereken para cezalarının yüksekliği ve faaliyeti durdurmaya varan cezaların etkinliği çerçevesinde kısa sürede kesin çözüm alınması gerekirken, çözüm alınmaması karşısında şu soruyu sormak gerekiyor;<br />
Bu düzenleme içinde kirletenler mi sorumlu, kirlettiği halde bu kanun gereğince gereğini yapmayanlar mı?<br />
Başka bir sorumda, gazete, dergi, radyo veya televizyonlarda bu haberleri suç ihbarı kabul edip yasal isleme başlanmış bir savcılık var mı?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
